SÖZ VERMEK KOLAY, YÜK TAŞIMAK ZORDUR

Güzel Söz Söylemek Başka, Söylediğinin Gereğini Yapmak Başkadır

İnsanlara umut vermek güzeldir. Güzel söz söylemek, gönül almak, insanları mutlu etmek de elbette kıymetlidir. Ancak hayat yalnızca güzel sözlerden, iyi niyetlerden ve temennilerden ibaret değildir.

Bir de sorumluluk almak, yük taşımak, verilen sözün arkasında durmak ve gereğini yapmak vardır.

Pollyanna, her olayın iyi tarafını görmeye çalışan bir roman kahramanıdır. En zor şartlarda bile insanlara iyimserlik aşılamaya çalışır.

Elbette bunun da bir değeri vardır.

Ancak Pollyannacılık yaparak insanları mutlu etmeye çalışmakla, insanların meselelerini çözmek aynı şey değildir.

Hele bir de üzerinizde milletin emaneti varsa yalnızca güzel sözler söyleyerek, insanlara umut dağıtarak sorumluluğunuzu yerine getirmiş olmazsınız.

Emanet, Ağır Bir Sorumluluktur

Kur’an-ı Kerim’de Ahzâb suresinin 72. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur:

“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, ondan korktular. Onu insan yüklendi.”

Düşünebiliyor musunuz?

Dağların, göklerin ve yerin yüklenmekten çekindiği emaneti insanoğlu üstlenmiştir.

Bu ne büyük bir sorumluluktur!

Haşr suresinin 21. ayetinde de Rabbimiz şöyle buyurur:

“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün.”

Demek ki insanın üstlendiği sorumluluk sıradan bir mesele değildir.

İnsanoğlu, daha yaratılışının başlangıcında Rabbini tanımış, O’nun Rab olduğunu kabul etmiştir.

A’râf suresinin 172. ayetinde geçen:

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”

Sorusuna:

“Belâ!”

Yani “Evet, Rabbimizsin!” cevabını vermiştir.

Öyleyse insan, verdiği sözün ve üstlendiği emanetin gereğini yerine getirmekle mükelleftir.

Bu sorumluluk yalnızca ibadet hayatımızla sınırlı değildir.

Ailemize, komşumuza, milletimize, yaşadığımız şehre ve sorumluluğunu üstlendiğimiz her işe karşı görevlerimiz vardır.

Yapmadığınız Şeyi Niçin Söylüyorsunuz?

Saf suresinin 2. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?”

Ardından gelen ayette ise yapmadığımız şeyleri söylemenin Allah katında büyük bir hoşnutsuzluğa sebep olduğu bildirilmektedir.

Bu ayetler üzerinde hepimizin düşünmesi gerekiyor.

Söz vermek kolaydır.

Yapacağım demek kolaydır.

İnsanlara güzel bir gelecek vadetmek, onları umutlandırmak, her şeyin güzel olacağını anlatmak da kolaydır.

Peki, gereğini yapmak?

Asıl mesele burada başlıyor.

Bir insanın değeri yalnızca söyledikleriyle değil, söylediklerinin ne kadarını hayata geçirdiğiyle ölçülmelidir.

Özellikle kamu görevi üstlenenlerin bu konuda çok daha hassas davranması gerekir.

Çünkü onların verdiği söz yalnızca kendilerini ilgilendirmez.

O sözün arkasında bekleyen insanlar, çözüm bekleyen meseleler, yerine getirilmesi gereken hizmetler vardır.

Mehmet Âkif’in Sözünde Durma Hassasiyeti

Mehmet Âkif Ersoy’un sözünde durma konusunda anlatılan güzel bir hatırası vardır.

Bir arkadaşıyla buluşmak üzere sözleşirler.

Ancak buluşma günü hava son derece kötüdür. Şiddetli yağmur yağmaktadır.

Arkadaşı, böyle bir havada Âkif’in gelmeyeceğini düşünerek buluşmaya gitmez.

Fakat Âkif, verdiği sözün gereğini yerine getirerek kararlaştırılan yere gider.

Daha sonra arkadaşına, yağmur sebebiyle gelmediğini öğrendiğinde, verdiği sözün hava şartlarına bağlı olmadığını hatırlatır.

İşte mesele budur.

Söz ağızdan çıktığı anda sorumluluk başlar.

Yağmur yağabilir, kar yağabilir, şartlar değişebilir, zorluklar ortaya çıkabilir.

Ama insan verdiği sözün arkasında durmalıdır.

İdarecilik, Mutluluk Dağıtma Makamı Değildir

Bugün toplumumuzda üzerinde durmamız gereken önemli meselelerden biri de budur.

İnsanlar dertlerini anlatıyor.

İşsizliğini anlatıyor, geçim sıkıntısını anlatıyor, mahallesinin yolunu, suyunu, altyapısını anlatıyor.

Karşısındaki idareci de onu dinliyor.

Güzel sözler söylüyor.

Merak etmeyin diyor.

İnşallah halledeceğiz diyor.

Her şey güzel olacak diyor.

Peki, sonra?

Vatandaşın meselesi çözülmüş mü?

Verilen sözün gereği yapılmış mı?

İşte buna bakmak gerekiyor.

Bugün Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle birlikte yürütme yetkisinin merkezde toplandığı, milletvekillerinin yürütme üzerindeki doğrudan etkilerinin önceki dönemlere göre değiştiği bir yönetim yapısı içerisindeyiz.

Bu durum, zaman zaman vatandaşın beklentileriyle yöneticilerin çözüm üretme imkânları arasında mesafe oluşturabiliyor.

Ancak yetkisi sınırlı olan da elindeki imkânları kullanmalı, çözüm için gayret göstermeli, gerektiğinde ilgili makamların kapısını aşındırmalıdır.

İnsanların derdini dinlemek önemlidir ama yeterli değildir.

Dert dinlemek başka, derde çare olmak başkadır.

İdarecilik yalnızca insanları memnun etme sanatı değildir.

İdarecilik, sorumluluk alma ve çözüm üretme makamıdır.

Yük Taşımadan Yol Alınmaz

Bir insan eline bakracını alıp dağlarda dolaşabilir.

Bunun da kendine göre bir değeri, topluma bir faydası olabilir.

Ancak bir toplumun geleceği yalnızca iyi niyetli insanların güzel temennileriyle inşa edilemez.

Çalışmak gerekir.

Üretmek gerekir.

Planlamak gerekir.

Mücadele etmek gerekir.

Gerektiğinde risk almak, gerektiğinde sorumluluğu omuzlamak gerekir.

Bir şehrin kalkınması, bir mahallenin sorunlarının çözülmesi, bir gencin geleceğe hazırlanması yalnızca konuşmakla mümkün değildir.

Birileri taşın altına elini koymalıdır.

Birileri o yükü taşımalıdır.

Birileri gece gündüz demeden çalışmalıdır.

Çünkü milletin ihtiyacı yalnızca kendisine güzel sözler söyleyen insanlar değildir.

Millet, kendisine verilen sözlerin yerine getirildiğini görmek ister.

Asıl Ölçü, Sözün Amel Olmasıdır

Elbette insanlara umut vereceğiz.

Elbette iyimser olacağız.

Elbette yarınların daha güzel olacağına inanacağız.

Ancak umut, çalışmanın yerine geçmemelidir.

İyimserlik, sorumluluktan kaçmanın bahanesi olmamalıdır.

Güzel sözler, yapılmayan işlerin üzerini örtmemelidir.

İnsanın sözüyle davranışı, niyetiyle ameli birbirini tamamlamalıdır.

Çünkü üstlendiğimiz her görev bir emanettir.

Ve her emanetin hesabı vardır.

Bugün makam sahibi olabiliriz, yetki sahibi olabiliriz, insanların teveccühünü kazanabiliriz.

Ama yarın bütün bu makamlar geride kalacaktır.

Geriye yaptığımız işler, yerine getirdiğimiz sözler ve üstlendiğimiz sorumlulukların hesabı kalacaktır.

Pollyannacılık yaparak insanları bir süre mutlu edebilirsiniz. Ama çalışmadan, üretmeden, sorumluluk almadan bir toplumun geleceğini inşa edemezsiniz.

Unutmayalım!

Güzel söz insanı sevindirir, güzel iş insanın hayatını değiştirir.

Mesele güzel konuşmak değil, konuştuğunun gereğini yapmaktır.

Mehmet Akpınar
25 Ekim 2026