ÖĞRENCİLİK YILLARIM-4

Genç Yaşta İlim ve Fikir Mücadelesi

Ortaokul yıllarında arkadaşlarımızla beşerli, onarlı gruplar oluşturur, haftalık araştırma konuları belirlerdik.

Tevhid nedir? Fıkıh nedir? Tasavvuf nedir? Mezhepler nasıl ortaya çıkmıştır? Hadis ve tefsir ilimlerinin temel meseleleri nelerdir?

Bu soruların cevaplarını araştırırdık.

Kitaplardan notlar çıkarır, ayet ve hadisler ezberler, sonra bir araya gelerek öğrendiklerimizi tartışırdık.

Yusuf el-Kardavi’nin Tevhid’in Hakikati kitabı, İhsan Süreyya Sırma’nın siyer ve İslam tarihi eserleri o yıllarda okuduklarımız arasındaydı.

Hasan el-Bennâ, Seyyid Kutub, Fethi Yeken, Mustafa Meşhur ve Said Havva gibi yazarların eserlerini de tanımaya çalışıyorduk.

Diğer taraftan İmam Gazâlî, İmam Nevevî, İmam-ı Âzam, Elmalılı Hamdi Yazır gibi âlimlerin eserlerine başvuruyorduk.

Riyâzü’s-Sâlihîn, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kimyâ-yı Saâdet, Fıkh-ı Ekber ve çeşitli fıkıh kaynakları araştırmalarımızda önemli yer tutuyordu.

Yusuf Kerimoğlu ve Hüsnü Aktaş’ın kitaplarını da okuyorduk.

Elbette yaşımız küçüktü. Her okuduğumuzu bütünüyle anlayacak ilmî birikime sahip değildik.

Fakat öğrenme heyecanımız büyüktü.

Farklı dinî ve fikrî çevrelerden arkadaşlarımızla tartışmalar yapardık.

Kimi zaman belirli bir düşünceye veya gruba bağlı kalmayı savunanlarla, farklı kaynakları okumanın gerekliliği üzerinde anlaşamazdık.

Biz hakikatin yalnızca bir grubun, cemaatin veya kişinin tekelinde olamayacağını düşünüyorduk.

Bugün de aynı kanaatteyim.

Ancak yıllar bana başka bir hakikati daha öğretti:

Doğruyu aramak kadar, doğruyu hangi üslupla savunduğumuz da önemlidir.

Gençlikte bazen keskin konuşuyorduk. Hayatın içerisinde ise sabrın, hikmetin ve insanları anlamanın kıymetini daha iyi öğrendik.

Çünkü ilim yalnızca insanın bilgisini artırmamalı; ahlakını, merhametini ve tevazuunu da geliştirmelidir.

Mehmet Akpınar
20 Ekim 2026