ÖĞRENCİLİK YILLARIM-7

Her Şeyin Bir Mazisi Var

Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki hayatta hiçbir şey kendiliğinden olmuyor.

İnsanların güvenini kazanmak, dostluklar kurmak, sorumluluk üstlenmek, bir topluluğa öncülük etmek ve insanların gönlünde yer edinmek bir günde gerçekleşmiyor.

Her şeyin bir mazisi var.

Yedi yıl yatılı okuduğum imam hatip lisesinde yalnızca ders görmedim. İnsan tanıdım, dostluklar kurdum, hayatı öğrendim.

Merdiven boşluklarında sabahlara kadar kitap okuduğumuz günler vardı. Bir romanın sonunu merak ettiğimiz için uykumuzdan vazgeçerdik.

Kitap kooperatifine uğrar, harçlıklarımızla yeni kitaplar alırdık. Okuduğumuz eserlerin altını çizer, sayfa kenarlarına notlar düşerdik.

Öğretmenlerimizden yalnızca bilgi değil; ahlakı, tevazuu, sabrı ve sorumluluk duygusunu öğrendik.

Arkadaşlarımızla beşerli, onarlı gruplar oluşturur, araştırmalar yapar, öğrendiklerimizi tartışırdık.

Yaşımız küçüktü ama ideallerimiz büyüktü.

Dünyayı değiştirmekten söz ederdik.

İnsanların iyiliği için çalışmayı, haksızlıkların karşısında durmayı, adaletin hâkim olduğu bir dünya görmeyi hayal ederdik.

Sonra hayatın gerçekleriyle karşılaştık.

Yirmi yaşında evlendim. Üniversiteyi kazandım, memur oldum. Bir taraftan ailemin geçimini sağlamaya, diğer taraftan eğitimimi tamamlamaya çalıştım.

Gerektiğinde memuriyetten istifa ettim.

Trabzon Caddesi’nde, Kıbrıs Meydanı’nda James Bond çantasıyla çakmak sattım.

Kitap ticareti yaptım.

Fahri imam hatiplik görevinde bulundum.

Geceleri sabah ezanına kadar ders çalıştım.

Eşimin fedakârlığı ve arkadaşlarımın desteğiyle üniversiteyi bölüm beşincisi olarak tamamladım.

Bütün bu yaşadıklarım bana önemli hakikatler öğretti.

İnsanın çalışmadan, mücadele etmeden ve fedakârlık göstermeden bir yere ulaşamayacağını öğrendim.

Fakat daha önemlisi, insanın hangi şartlarda bulunursa bulunsun ahlakından, inancından ve doğruluktan vazgeçmemesi gerektiğini gördüm.

Gençlik yıllarımızda çok heyecanlıydık. Bazen aceleci, bazen de düşüncelerimizde fazla keskindik.

Yıllar geçtikçe sabrın, istişarenin, hikmetin ve insanları anlamanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim.

İnsan yalnızca kitaplardan öğrenmiyor.

Bazen bir öğretmenin nasihatinden, bazen bir arkadaşının davranışından, bazen de hayatın önüne çıkardığı zorluklardan ders alıyor.

Bugün belediye başkanı olarak hemşehrilerime hizmet etme sorumluluğunu taşıyorum.

Bir insanın derdini dinlerken, bir esnafın sıkıntısını anlamaya çalışırken, bir gencin hayallerine ortak olurken geçmişte yaşadıklarımın bana kazandırdığı tecrübelerden istifade ediyorum.

Çünkü ben de geçim sıkıntısını yaşadım.

Ben de çalışırken okumaya gayret ettim.

Ben de hayatın zorluklarıyla mücadele ettim.

Bu nedenle insanlara yalnızca bulundukları konumla değil, yaşadıkları hayatın bütünüyle bakmak gerektiğine inanıyorum.

Makamlar geçicidir. İnsanın geride bıraktığı güzel hatıralar, kazandığı gönüller ve yaptığı hayırlı işler ise yaşamaya devam eder.

Bugün sahip olduğumuz imkânlar, dün verdiğimiz mücadeleleri unutturmamalıdır.

Aksine, geçmişimizi hatırladıkça sorumluluğumuzun daha da arttığını bilmeliyiz.

Yedi yazı boyunca öğrencilik yıllarımdan ve hayatımın ilk mücadelelerinden bazı hatıraları paylaşmaya çalıştım.

Bunları anlatmaktaki maksadım kendi hayatımı öne çıkarmak değil; özellikle gençlerimize bir hakikati hatırlatmaktır:

İnsanın bugün bulunduğu yerden daha önemli olan, oraya hangi değerleri koruyarak geldiğidir.

Hayatta karşılaştığınız zorluklar sizi yıldırmasın. İdeallerinizden vazgeçmeyin. Okuyun, araştırın, çalışın, sabredin ve insanlara faydalı olmaya gayret edin.

Çünkü hayat yalnızca varılacak bir hedeften ibaret değildir. O hedefe yürürken kazandığımız şahsiyet de en az hedefin kendisi kadar önemlidir.

Bugün dönüp geriye baktığımda Rabbime hamdediyorum.

Yatılı okulun koğuşlarından üniversite sıralarına, Kıbrıs Meydanı’ndaki işportacılık günlerinden bugün üstlendiğim sorumluluklara kadar her dönemin bana öğrettiği bir şey oldu.

Her şeyin bir mazisi var.

Ve insanın asıl sermayesi, o maziden bugüne taşıyabildiği ahlakı, inancı, dostlukları ve güzel hatıralarıdır.

Mehmet Akpınar
20 Ekim 2026