ÖĞRENCİLİK YILLARIM-5

Aynı Koğuşta Büyüyen Bir Nesil

Yedi yıl yatılı okuduğunuzda arkadaşlarınız yalnızca okul arkadaşı olmaktan çıkar.

Bir aile olursunuz.

Aynı koğuşta uyur, aynı sofrada yemek yer, birlikte ders çalışırsınız.

Birlikte güler, bazen tartışır, bazen de birbirinize kırılırsınız.

Ama sonunda yine aynı sofrada buluşursunuz.

Bizim arkadaşlığımız da böyleydi.

Pikniklere gider, kitaplarımızı paylaşır, saatlerce fikir tartışmaları yapardık.

Dünyayı değiştirmekten söz eder, geleceğe dair büyük hayaller kurardık.

Öğretmenlerimiz bazen bu heyecanımızı görünce:

“Çok hızlısınız. Bir gün yorulursunuz.”

derlerdi.

“Evlendiğinizde, ticarete başladığınızda, hayatın sorumlulukları omuzlarınıza yüklendiğinde bakalım aynı düşünceleri savunabilecek misiniz?”

diye sorarlardı.

Biz de gençliğin bütün heyecanıyla:

“Hakikat değişmez hocam!”

diye cevap verirdik.

Aradan yıllar geçti.

O arkadaşlarımızdan doktorlar, mühendisler, mimarlar, öğretmenler, iş insanları ve yöneticiler yetişti.

Bugün birlikte çalıştığımız Fatih Yıldız, Mehmet Demir, Ali Aydın, Adem Aydoğan, Mustafa Yılmaz , Fikret Buğdaycı , Abdullah Karasakız, Hüseyin Baydağ ve Adem Ufak Şeker gibi arkadaşlarımızla dostluğumuzun temelleri de o yıllara dayanıyor.

Biz birbirimizi makamlarımızdan önce tanıdık.

Hayatın içerisinde farklı sorumluluklar üstlendik. Farklı düşüncelerimiz, tercihlerimiz ve yollarımız oldu.

Fakat gençliğimizde öğrendiğimiz kardeşlik ve dostluk anlayışını korumaya çalıştık.

Bugün öğretmenlerimizin o sözlerini daha iyi anlıyorum.

Hayat gerçekten insanı yoruyor.

Evlilik, çocuklar, geçim mücadelesi, çalışma hayatı ve sorumluluklar…

Bütün bunlar insanı olgunlaştırıyor.

Fakat insanın gençliğinde taşıdığı ideallerin kaybolması gerekmiyor.

Önemli olan o idealleri hayatın gerçekleri içerisinde sabırla, hikmetle ve istikametini kaybetmeden yaşatabilmek.

Çünkü gerçek dostluk aynı düşüncelere sahip olmak değil, farklı yollara düşsek de birbirimizin hukukunu koruyabilmektir.

Mehmet Akpınar
20 Ekim 2026