ÜSTÜNLÜK İNANIŞTADIR
İnsan bazen sayıya takılır…
Karşısındakilerin çokluğuna, kendi imkânlarının azlığına, şartların zorluğuna…
Oysa tarih bize defalarca şunu göstermiştir: Üstünlük her zaman kalabalıkta değil, inanıştadır…
Bir davaya gerçekten inanıyorsanız, o dava sizi zaten güçlü kılar…
Ama inanç zayıflarsa, dava sadece bir söylem hâline gelirse; işte o zaman geri kalmak kaçınılmaz olur. Çünkü mesele rakibin çokluğu ya da bizim azlığımız değildir…
Mesele birliktir, beraberliktir, kardeşliktir, dayanışmadır…
Asıl güç, yapının içten sağlam olmasıdır…
İnsanlar bir hareketin sloganlarına değil, yaşantısına bakar. Kalbine, ahlakına, adalet anlayışına bakar. Eğer kalpler sağlamsa, yaşam ilkeleri netse, ortaya çıkan etki de temiz olur…
Bunu bir havuz gibi düşünelim…
Havuz temizse, içine atılan bir taş sadece güzel halkalar oluşturur. Ama havuzun dibi çamurluysa, atılan her taş bulanıklık yapar. Kalplerde kibir varsa, bencillik varsa, enaniyet varsa; dünyaya aşırı bağlılık, ahireti geri plana itme varsa; oradan başarı çıkmaz…
Başarının yolu dürüstlüktür…
Doğruluktur…
Adalettir…
Ahlaktır…
Bu değerler güçlü değilse, hiçbir yapı ayakta kalamaz. Tarih bunun örnekleriyle doludur. İlk nesiller, inandıklarını sadece söyleyerek değil, yaşayarak göstermiştir. Uzak diyarlara gitmişlerdir; fetih için değil, insanı insana kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul olmaya davet etmek için…
Onları güçlü kılan, tevhiddi…
Çünkü insan ancak Allah’a dayanırsa gerçekten güçlü olabilir. Hayatlarına inançlarını taşımışlar; ticaretlerinde helali gözetmişler, ilişkilerinde adaleti korumuşlar, kalplerinde kin ve hainliğe yer vermemişlerdir…
Bir yandan dışarıda düşman varken, içeride birbirinle mücadele edersen güç zayıflar…
Güç zayıfladığında ise ilahi yardım gelmez. Hezimet olur ama başarı olmaz…
O yüzden mesele dönüp dolaşıp yine aynı yere gelir…
Kalpleri düzeltmeden, ahlakı inşa etmeden, birliği sağlamadan hiçbir dava yükselemez…
Selam ve dua ile kalın…
Mehmet AKPINAR
15 Şubat 2026