SÖZÜN KIYMETİ

“Men arefe nefsehu,fegad arefe rabbahu.”

Kendini bilen Rabbini bilir…

Bu söz, yalnızca bireyin iç dünyasına hitap eden bir hikmet cümlesi değildir; aynı zamanda toplumsal ahlakın ve idarenin pusulasıdır…

Çünkü kendini bilmek, insanın önce kendisine saygı duyması demektir…

Kendisine saygısı olan insan sözünü önemser. Sözünü hafife alanın ne kendine ne de başkasına gerçek bir saygı göstermesi mümkündür…

Sözünde durmak bir incelik değil, kişiliğin temelidir…

Bugün toplumun en çok ihtiyaç duyduğu değer de budur: güvenilirlik. Verilen sözlerin tutulmadığı, vaatlerin kolayca unutulduğu bir zeminde güven duygusu aşınır; vefa zayıflar, toplumsal bağlar gevşer…

Bu durum yalnızca bireylerin kusuru değildir. İdarenin dili ve tavrı, toplumun ahlak iklimini doğrudan etkiler…

Zamanında tutulmayan sözler, geciken sorumluluklar ve geçiştirilen yükümlülükler, zamanla normalleşir. Normalleşen her yanlış ise yeni bir alışkanlığa dönüşür…

Toplum da bu süreçte pasif değildir. Geç kalmayı kabullenen, söz tutulmadığında hesap sormayan, “zaten böyle” diyerek vazgeçen bir toplum, kendi düzenini de zayıflatır. Çünkü ahlak, yalnızca nasihatle değil, talep ve örnekle yerleşir…

Dikkat çekici olan şudur: Karşısında tutarlı, sözüyle fiili örtüşen bir duruş gören toplum, kısa sürede toparlanma eğilimi gösterir…

Disiplin, baskıyla değil; ciddiyetle, istikrarla ve güvenle oluşur. Sözün ağırlığı hissedildiğinde, zaman da, davranış da kendiliğinden hizaya girer…

“At sahibine göre kişner” sözü,tam da burada anlam kazanır…

İdaredeki tutum,toplumu, toplumdaki beklenti de, idareyi şekillendirir. Bu karşılıklı etkileşimde en belirleyici unsur ise sözdür…

Herkesin kendine sorması gereken basit ama zor bir soru vardır:
Verdiğim sözün arkasında duruyor muyum?…

Kendini bilen insan sözünü bilir…

Sözünü bilen toplum güven üretir...

Güvenin olduğu yerde ise düzen, adalet ve huzur yeşerir…

Hayırlı ramazanlar diliyorum…

Mehmet AKPINAR
19 Şubat 2026