Yol Uzun Muhabbet Derin: Bir Yolculuğun Ardından

Bazı yolculuklar vardır; mesafesi uzundur ama insanın içine ferahlık verir. Portekiz–İspanya hattında yaptığımız bu yolculuk da öyleydi. Günlük dört-beş saat yürüyüş, yine dört-beş saat otobüs yolculuğu… Ayaklar şişti, dizler yoruldu ama kimsenin yüzünden gülümseme eksilmedi. Çünkü bu yolculukta sadece şehirler değil, insanlar da birbirine daha çok yaklaştı.

Beş şehir gezdik; Lizbon’dan başlayıp Malaga’ya uzanan bir hat… Tarihi sokaklar, meydanlar, deprem sonrası imar anlayışları, yaya yolları, kamusal alanlar… Elbette bunların hepsi kıymetliydi. Ama beni en çok etkileyen, yolun kendisi oldu. Otobüsün içi… Aynı koltuklar, aynı yorgunluk, aynı neşe.

Yaklaşık 230 belediye başkanının yer aldığı bu programda birçok isimle tanıştık, sohbet ettik. Hepsi ayrı ayrı kıymetliydi. Ancak yolculuğun büyük bölümü, aynı otobüste, aynı pencereden dışarı bakarak geçti. Ağırlıklı olarak Yalova Belediye Başkanlarımızla beraberdik ve bu da yolculuğa ayrı bir sıcaklık kattı.

Çınarcık Belediye Başkanı Avni Kurt ile yapılan sohbetler, yolun en derin anlarıydı. Duygusal, sakin, felsefi konuşmalar… Hayata, insana, sorumluluğa dair paylaşımlar… Bazen kelimeler uzadı, bazen sessizlik konuştu. Yol uzundu ama sohbet hep kısa geldi. Aynı dağın çocukları olduğumuzu hissettiren, insana iyi gelen sohbetlerdi bunlar.

Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel ise yolculuğun enerjisiydi. Yerinde durmuyordu. Saatlerce ayakta kaldı; tek tek herkesle konuştu. Bir espri patlattı, ardından hakikatin altını çizdi. Güldürdü ama düşündürmeyi de ihmal etmedi. Denizcilikle ilgili projelerinden, gençlere dair hayallerinden, Yalova için kurduğu vizyondan bahsetti. Meselelere hâkimdi, neyi neden yaptığını biliyordu. Anlattıkları, belediye başkanlığını bir makamdan çok bir sorumluluk olarak gördüğünü gösteriyordu.

Altınova Belediye Başkanı Yasemin Fazlaca ise bu yolculuğun sükûnetiydi. Eşimle birlikte katıldığımız bu gezide, gerçekten bir aile ortamı oluştu. Belediyeciliğin sadece projelerden ibaret olmadığını; dinlemenin, anlamanın ve ortak aklın ne kadar kıymetli olduğunu hissettiren bir duruş sergiledi.

Otobüste zaman zaman herkes ayaklarının ne kadar şiştiğinden bahsediyordu. Ama ilginçtir, kimse şikâyet etmiyordu. Çünkü biliyorduk ki ya bin yıllık bir şehrin sokaklarında yürümüştük ya da bir depremden sonra bir kentin nasıl ayağa kaldırıldığını görmüştük. Yorgunluk vardı ama mutluluk daha ağır basıyordu.

Bu yolculuk bana şunu bir kez daha hatırlattı: İnsan, birlikte yol alabildiği insanlarla güçleniyor. Kibir yoktu, üstünlük yarışı yoktu. Paylaşma vardı, dayanışma vardı. Biri yorulduğunda diğeri destek oldu. Kimse kimseyi düşüncesiyle, inancıyla, giyimiyle yargılamadı. Herkes olduğu hâliyle kabul gördü.

Şehirler güzeldi, evet. Caddeler, meydanlar, planlar öğreticiydi. Ama geriye dönüp baktığımda aklımda kalan, bir kaldırım taşı değil; otobüsün içinde paylaşılan bir gülüş, bir espri, bir cümle oldu.

Bu yazı, gezilen şehirlerin değil; aynı yolda yürüyen insanların hatırasıdır.
Avni Kurt’la yapılan derin sohbetlerin,
Mehmet Gürel’in ayakta geçen saatlerinin,
Yasemin Fazlaca’nın sakin ve birleştirici duruşunun hatırasıdır.

Bazı yolculuklar bittiğinde fotoğraf kalır.
Bazıları bittiğinde ise insanda bir iz bırakır.

Bu yolculuk, bende iz bırakanlardandı.

Mehmet AKPINAR
16 Şubat 2026

“Portekiz-İspanya seyahat notlarımdan…”