Azimet Ruhu ve Gerçek Öğretmenler
“Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur.”
İnsan plan yapar, mücadele eder, hesap kurar. Fakat hüküm Allah’ındır. Kul çabalar; netice ise takdire bağlıdır. İş olacağına varır. Bu hakikat, tarihin her döneminde inananlara istikamet vermiştir.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Said bin Cübeyr’in duruşudur. Haccac bin Yusuf’un zulmüne karşı kıyam söz konusu olduğunda mesele başarı ihtimali değildi. Kendisine “Bu işin sonu zafer olur mu?” diye sorulduğunda verdiği cevap nettir:
“Önemli olan zaferi kazanmak değildir. Önemli olan Allah’a kul olduğumuzu, kullara kul olmadığımızı ortaya koymaktır.”
İşte ölçü budur.
Hakikatin değeri sonuçla ölçülmez. Bazen hak, zahirde mağlup görünür; fakat tarihte galip olan yine haktır. Ayaklanma bastırılmış, zulüm galip gelmiş gibi görünmüştür. Fakat Said bin Cübeyr’in şehadeti bir yenilgi değil, bir öğretidir. O, can verirken bile bir medrese kurmuştur aslında. “Benim şahadetim binlerce talebe yetiştirecektir” derken, hakikatin tohumunu toprağa bırakıyordu.
Gerçekten de ümmetin sadece bilgi aktaran âlimlere değil; zulmün karşısında nasıl durulacağını öğreten şehit âlimlere ihtiyacı vardır.
Bugün en çok eksikliğini hissettiğimiz şey de budur: azimet ruhu. Ruhsatlara sığınmak kolaydır. İzinleri genişletmek kolaydır. Zoru değil kolayı tercih etmek kolaydır. Fakat bir dava, fedakârlık olmadan yükselmez. Zafer gecikiyorsa, belki de azimet ruhu zayıfladığı içindir.
Şairin dediği gibi:
“Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur.”
Evet, kalpler Allah’ın elindedir. O dilerse bir anda merhameti, adaleti, imanı bütün insanlığın kalbine yerleştirir. Bizim vazifemiz Allah’ın işine karışmak değil; kendi işimizi doğru yapmaktır. Doğru olmak. Emin olmak. Güvenilir olmak. Sokağumuzu temiz tutmak.
Çünkü sokak temiz olursa mahalle temiz olur. Mahalle temiz olursa şehir temiz olur. Şehir temiz olursa ülke temiz olur. Ülke temiz olursa dünya temiz olur.
Biz ise çoğu zaman karanlığa taş atıyoruz; ama aydınlığa mum olmuyoruz. Hep konuşuyoruz; icraata gelince geri duruyoruz. Başkalarını düzeltmeye çalışıyor, kendimizden başlamıyoruz.
Oysa diriliş içten başlar.
Düzeliş şahıstan topluma yayılır.
Zafer önce kalpte kazanılır.
Şehitler sadece can verenler değildir; hakikati bedeli ne olursa olsun söyleyenlerdir. Onlar gerçek öğretmenlerdir.
Azimete ihtiyacımız var. Ruhsata değil. Cesarete ihtiyacımız var. Konfora değil. Hakka ihtiyacımız var. Hesaba değil.
Çünkü Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur.
Mehmet Akpınar
21 Şubat 2026