YOL DEĞİŞİR, İSTİKAMET DEĞİŞMEZ
Bazen yıllar önce yazdığınız bir yazıyı yeniden okursunuz.
Kelimeler eskidir ama duygu eskimemiştir.
Aradan yıllar geçmiş, şartlar değişmiş, hayat sizi hiç hesap etmediğiniz yollardan geçirmiştir. Fakat dönüp baktığınızda içinizde taşıdığınız inancın, idealin ve istikametin hâlâ aynı yerde durduğunu görürsünüz.
21 Eylül 2023 tarihinde “Veda ve Yeni Bir Yolculuk” başlığıyla bir yazı kaleme almıştım.
Geçtiğimiz günlerde yeniden okudum.
Ve kendi kendime sordum:
Aradan geçen üç yılda ne değişti?
O günlerde henüz belediye başkanı değildim.
Esnaftım. Eğitime Destek Platformu içerisinde gençlerimizin eğitimiyle, bursuyla, yurduyla, manevi gelişimiyle ilgileniyor; elimizden geldiğince gençlerimize dokunmaya çalışıyorduk.
Bir taraftan da yaklaşık bir yıl boyunca her Perşembe akşamı Kahramanmaraş Ülkü Ocakları’nda gençlerle Kur’an sohbetlerinde buluşuyorduk.
Saat sekiz olduğunda oradaydık.
Bazen salonlarda, bazen hayatın bütün zorluklarının içerisinde…
Sonra 6 Şubat geldi.
Şehrimiz yıkıldı.
Evlerimiz yıkıldı, ocaklarımız söndü, canlarımızı toprağa verdik.
Ama Perşembe sohbetlerimiz bitmedi.
Çadırların içerisinde, ateşin başında yine bir araya geldik. Bazen konuştuk, bazen sustuk, bazen beraber ağladık.
O günlerde Anadolu’nun o yiğit evlatlarının nasıl bir yüreğe sahip olduklarını da yakından gördüm.
Gece gündüz demeden depremzedelerimizin yardımına koştular.
Bir mahalleye gıda götürdüler, diğerine su…
Bir yerde ilaç aradılar, başka bir yerde doktor yetiştirdiler.
Kimse “Sen kimsin, hangi partidensin, hangi görüştesin?” diye sormadı.
Çünkü ortada acı vardı.
Ortada insan vardı.
Ortada Kahramanmaraş vardı.
Ve acının partisi olmazdı.
İşte o günlerde birbirimizi daha iyi tanıdık.
Onlar beni sevdiler, ben onları sevdim.
Aynı sofraya oturduk, aynı ateşin başında ısındık, aynı şehrin yarasına beraber merhem olmaya çalıştık.
Sohbetlerimiz gün geçtikçe büyüdü.
Farklı siyasi düşüncelerden insanlar geldi. Milletvekilleri geldi, siyasi parti yöneticileri geldi, devlet adamları geldi.
Ama kürsünün önünde unvanlar yoktu.
Orada sadece insan vardı.
Gönül vardı.
Kardeşlik vardı.
Yaklaşık bir yılın sonunda siyasi bir yolculuğa çıkmaya karar verdiğimde o sohbetlere veda etmek benim için kolay olmadı.
O gün yazdığım yazıda şöyle demiştim:
“Sağa ve sola bakmadan, yalpalamadan, eğilmeden, daima istikamet üzere, hep ileriye bakarak…”
Bir başka cümlem ise şuydu:
“Farklılıklarımız zenginliğimizdir.”
Ve bütün insanlarımıza kucak açacağımızı söylüyordum.
Bugün, aradan geçen üç yılın ardından o satırları yeniden okuyunca şunu çok daha açık görüyorum:
Mesele hangi yolda yürüdüğümüzden önce, hangi istikamete yürüdüğümüzdür.
Hayatta yollar değişebilir.
Görevler değişebilir.
Makamlar değişebilir.
Siyasi tercihler ve içinde bulunduğumuz şartlar değişebilir.
Fakat insanın inandığı değerler günübirlik hesaplara göre değişiyorsa, asıl kayıp işte o zaman başlar.
Ben bugün de o günkü Mehmet Akpınar’ım.
O gün gençlerle ateşin başında otururken neye inanıyorsam bugün de ona inanıyorum.
O gün bir depremzedenin kapısını çalarken içimde hangi duygu varsa bugün belediye başkanlığı makamında da aynı duyguyu taşımaya gayret ediyorum.
O gün insanları ayırmadan kucaklamaktan söz ediyordum.
Bugün de aynı şeyi söylüyorum.
O gün “farklılıklarımız zenginliğimizdir” diyordum.
Bugün de öyle düşünüyorum.
Çünkü bizim meselemiz hiçbir zaman sadece siyaset olmadı.
Bizim meselemiz insandır.
Gençtir.
Yetimdir.
Yoksuldur.
Mahallesinin yolunu bekleyen vatandaştır.
Çocuğunun iyi eğitim almasını isteyen annedir.
Ürettiğinin karşılığını almak isteyen çiftçidir.
Depremde evini kaybetmiş bir ailedir.
Geleceğini bu şehirde kurmak isteyen gençtir.
Ve bizim için makam da siyaset de ancak bunlara hizmet ettiği ölçüde kıymetlidir.
Bugün omuzlarımızdaki yük üç yıl öncesinden çok daha ağır.
Çünkü artık yalnızca konuşan değil, yaptığından ve yapamadığından da sorumlu olan bir yerdeyiz.
Şehrimizin yaralarını sarmak, yollarını yapmak, parklarını güzelleştirmek, üreticisini desteklemek, gençlerini geleceğe hazırlamak ve insanımızın hayatına dokunmak zorundayız.
Bunu yaparken de kimsenin kimliğine, düşüncesine, siyasi tercihine bakamayız.
Çünkü şehir hepimizindir.
Millet hepimizindir.
Türkiye hepimizindir.
Belki hayatın en güzel tarafı da budur:
Yıllar sonra eski bir yazınızı açıp okuduğunuzda, bugünkü kendinizle karşılaşabilmek…
“Ben bunları bir zamanlar söylemişim ama artık başka düşünüyorum” demek yerine,
“Evet, ben bugün de aynı yerdeyim” diyebilmek…
21 Eylül 2023’te bir yolculuğa çıkarken yazımın başlığı “Veda ve Yeni Bir Yolculuk” idi.
Bugün geriye baktığımda görüyorum ki aslında yolculuk hiç bitmemiş.
Sadece yollar değişmiş.
Sorumluluklar büyümüş.
Yük ağırlaşmış.
Ama istikamet değişmemiş.
Bugün de insanımızın duasına talibiz.
Bugün de kardeşliğe inanıyoruz.
Bugün de iyiliğin çoğalmasını, kötülüğün azalmasını istiyoruz.
Bugün de gençlerimizin inançlı, ahlaklı, eğitimli ve güçlü yetişmesini arzuluyoruz.
Bugün de mazlumun yanında, haksızlığın karşısında durmayı bir sorumluluk biliyoruz.
Ve bugün de bu şehri insanıyla beraber ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz.
Çünkü insan bazen başka bir yola girer.
Ama pusulası sağlamsa istikametini kaybetmez.
Yol değişebilir.
Görev değişebilir.
Makam değişebilir.
Ama inanç, ideal ve istikamet değişmemeli.
Benim için dün de mesele buydu.
Bugün de mesele budur.
Yarın da inşallah böyle olacaktır.
Mehmet AKPINAR
3 Ekim 2026