RAHATINI BOZANLAR TARİH YAZAR
“Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir.”
— Hz. Muhammed (sav)
Dünyada mutlak rahatlık yoktur…
İnsan bazen zanneder ki, “Bir gün bütün işlerim bitecek, sonra rahat edeceğim.” O gün hiçbir zaman gelmez.
En güzel tatilde bile güneş yakar, sinek rahatsız eder, yol yorar. En lezzetli sofralar bile bir süre sonra insana ağırlık verir. Sağlık yerindeyken başka bir sıkıntı çıkar, servet artınca huzur azalabilir. Çünkü dünya, imtihan yurdudur; ebedî istirahat yeri değildir.
Öyleyse kaçınılmaz olan bu zorluklardan şikâyet etmek yerine, onları anlamlı bir gayeye dönüştürmek gerekir.
Tarihe baktığımızda büyük eserlerin, büyük medeniyetlerin ve büyük zaferlerin ortak bir sırrı vardır: Rahatını bozan insanlar…
Geceyi gündüze katan ilim adamları…
Ömrünü adalet için tüketen devlet adamları…
Hakikat uğruna çile çeken dava adamları…
Hiçbiri rahat koltuklarında oturarak tarih yazmadı.
İslam medeniyetinin büyük âlimleri, nice eserleri uykularından, konforlarından ve nefislerinden fedakârlık ederek ortaya koydular. Büyük komutanlar, büyük mütefekkirler ve büyük öncüler, rahatlarını değil; davalarını büyüttüler.
Çünkü başarı; konforun değil, fedakârlığın çocuğudur.
Bu sebeple bir davaya omuz verecek insan arıyorsak, önce şu soruyu sormalıyız:
Rahatını feda edebiliyor musun?
Çünkü rahatına düşkün olan, zorlu yolun yolcusu olamaz.
Bizim aradığımız insanlar;
Menfaat için değil, hakikat için yürüyenlerdir…
Saat hesabı yapmayanlardır…
Geceyi gündüze katabilenlerdir…
Tembelliği değil, gayreti sevenlerdir…
Şikâyeti değil, çözümü büyütenlerdir…
Nefsini değil, davasını önceleyenlerdir.
Unutmayalım ki, dünyayı değiştirenler; rahatını koruyanlar değil, gerektiğinde rahatını terk edebilenlerdir.
Çünkü rahatını bozanlar, yalnız kendi hayatlarını değil; çağlarını da değiştirirler.
Bu hakikat yalnız dava hayatında değil; ilimde de böyledir, ticarette de böyledir, sanatta da böyledir, siyasette de böyledir.
Zirveye çıkanların ortak özelliği, rahatlarından vazgeçebilmeleridir.
Mehmet Akpınar
03 Ağustos 2026