İÇİ DIŞI BİR İNSAN
Bugün insanın en çok aradığı şey güven. Verdiği sözü tutan, konuştuğunda doğruyu söyleyen, emanete sahip çıkan, içiyle dışı bir olan insan… Çünkü güvenin olmadığı yerde ne dostluk kalıyor ne kardeşlik ne de huzur…
Ne yazık ki bugün söz verip sözünde durmayan, birkaç kuruş için kardeşini de arkadaşını da gözden çıkaran insanlarla karşılaşıyoruz. İnsan ister istemez düşünüyor: Arkamızı döndüğümüzde işimizi kim sahiplenecek? Birbirimize hiç mi güvenemeyeceğiz kardeşim?…
Bir iş yerinde patron birkaç gün bulunmadığında işler aksıyorsa, çalışanlar sorumluluk almıyorsa burada yalnızca mesleki yeterlilikten söz edemeyiz. Kalifiye eleman dediğimiz insan, yalnızca işini bilen değil; işini sahiplenen, güven veren ve sorumluluğunu yerine getirendir. Bugün aradığımız insan tipi de budur: Ahlaklı, dürüst ve güvenilir insan…
Mehmet Âkif Ersoy’un hayatında bu anlayışı gösteren güzel bir hatıra vardır. Yakın dostu Fatin Gökmen’le bir gün buluşmak üzere sözleşirler. Âkif’in geleceği gün yağmur ve fırtına şiddetlenir. Gökmen, bu havada Âkif’in gelemeyeceğini düşünerek komşusuna gider. Fakat Âkif, verdiği sözü tutup ziyarete gelir; arkadaşını evde bulamayınca geri döner. Ertesi gün Gökmen özür dilediğinde Âkif, sözleştiklerini ve sözün insanı birbirine bağladığını hatırlatır…
Mümin söz verdiği zaman sözünde durur, konuştuğu zaman doğruyu söyler, emanete hıyanet etmez. Bu sözler yalnızca dillerde kalmamalı; hayatımıza, işimize ve insanlarla ilişkilerimize yansımalı. Çünkü ahlak, insanın söylediği güzel sözlerden önce davranışlarında kendini gösterir…
Peki, insanlık neden bu hâle geldi? Paranın, dünyanın ve dünyalıkların insana kalıcı bir fayda sağlamadığını biliyoruz. Bir ömür uğruna koşturduğumuz nice şey, ölüm karşısında anlamını yitiriyor. İşte o zaman kalıcı olanın sevgi, muhabbet, birlik, beraberlik ve kardeşlik olduğunu yeniden anlıyoruz. Fakat bu hakikati ne çabuk unutuyoruz…
Ölümleri gördük, akıllanmadık. Depremleri yaşadık, akıllanmadık. Fırtınaları gördük, akıllanmadık. Meyveleri, sebzeleri ve tahılları don vurdu; yine akıllanmadık. Bunca acı, bunca imtihan ve bunca işaret karşısında artık kendimize gelme zamanı gelmedi mi?…
Avrupa’ya baktığımızda, insanların kurallara uymak ve birbirlerinin haklarına riayet etmek konusunda bizden daha dikkatli davrandığını görüyoruz. Bu durum bize kendi değerlerimizi yeniden hatırlatmalı. İslam dünyası; ahlakıyla, çalışkanlığıyla, adaletiyle ve insanlara güven veren duruşuyla yeniden ayağa kalkmalı. Aslan uykusundan uyandığında, etrafında cirit atan fareler kaçacak yer arar…
İmanlı, ahlaklı, şahsiyetli ve karakterli nesiller yetiştirmek zorundayız. Çünkü güveni yeniden kuracak, kardeşliği güçlendirecek ve toplumun yaralarını saracak olanlar; sözüne sadık, işine sahip çıkan, adaletten ayrılmayan insanlardır. Bugün ihtiyacımız olan, işte böyle içi dışı bir insan olmaktır…
İnsanlık, kendi değerlerinden uzaklaştıkça ağlıyor. Kendimize gelmenin, birbirimize güvenmenin, sevgi ve kardeşliği yeniden hatırlamanın vakti geldi…
Mehmet Akpınar
8 Kasım 2026