SENİ GÖRMEDEN SEVDİK

Biz Hamza kadar güçlü, Ömer kadar cesur olmayabiliriz. Ebu Bekir’in vefasına, Mus’ab bin Umeyr’in fedakârlığına, Zübeyir bin Avvam’ın yiğitliğine erişemeyebiliriz. Abdullah bin Mesud gibi hakkı açıkça dile getirme cesaretini her zaman gösteremeyebiliriz. Fakat onların hayatlarına baktığımızda, bugün de bize yol gösteren örnekler buluruz…

Biz Resulullah’ı görmedik. Sesini duymadık, yanında yürümedik. Ama onun Allah’tan getirdiği hakikati tanıdık; insanlığa öğrettiği merhameti, gösterdiği yolu ve yaşadığı güzel ahlakı sevdik. Sahabe-i kiram onu görmenin bahtiyarlığını yaşadı. Biz ise asırlar sonra, onu görmeden iman eden ümmetinden olmanın ümidiyle yaşıyoruz…

Resulullah’ın kendisinden sonra gelecek, onu görmeden iman edecek kardeşlerinden söz ettiğini bildiren rivayet, bu özlemi daha da derinden hissettirir. Bu sözleri işiten sahabe-i kiramın da Resulullah’a yakın olmayı arzuladığını düşünürüz. Onların yaşadığı zamanda bulunamadık; fakat onun yoluna bağlı kalmaya ve sevgimizi hayatımızla göstermeye çalışabiliriz…

Sahabe-i kiramı anlatırken, “Ashabi ken nücûmi, bi eyyi iktedeytüm, ihtedeytüm” sözü dillerde dolaşır: “Sahabelerim yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.” Yıldızlar karanlıkta yol arayan insana yönünü gösterir. Sahabenin hayatı da iman, sadakat, cesaret ve fedakârlık yönüyle bize ışık tutar…

Abdullah bin Mesud’un Kur’an’ı cesaretle okuyuşunda hakkı söylemenin, Zübeyir bin Avvam’ın yiğitliğinde davaya bağlılığın, Mus’ab bin Umeyr’in hayatında Allah yolunda fedakârlığın örneğini görürüz. Ebu Bekir’in vefası, Ömer’in adaleti, Hamza’nın cesareti de bugün üzerinde düşünmemiz gereken güzel örneklerdir. Her bir sahabinin hayatında, kendi hâlimize ve imkânımıza göre alacağımız bir ders vardır…

Kur’an-ı Kerim’de, “Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir” buyrulur. Bu ayet, Peygamber’e bağlılığın ve müminlerin yolunu gözetmenin önemini ortaya koyar…

Müminlerin yolunun ilk örnekleri sahabe-i kiramdır. Onlar vahyin inişine şahit oldular; Kur’an’ı Resulullah’tan öğrendiler, onun sünnetini ve ahlakını yaşayarak sonraki nesillere taşıdılar. Onların yolunu takip etmek, yalnızca isimlerini anmak değildir. Kur’an’a bağlılıklarından, Resulullah’a sadakatlerinden, kardeşliklerinden ve fedakârlıklarından ders çıkarmaktır…

Resulullah’ı sevmek de yalnızca güzel sözler söylemekle tamamlanmaz. Onun ahlakını öğrenmek, sünnetini yaşamaya gayret etmek, merhametini insanlara taşımak ve gösterdiği yoldan ayrılmamaya çalışmak gerekir. Sevginin sözümüzde olduğu kadar davranışlarımızda da karşılık bulması önemlidir…

Biz de imkânımız ve gücümüz nispetinde Resulullah’ın sünnetini öğrenmeye ve yaşatmaya, insanlara onun merhamet ve rahmet mesajını ulaştırmaya çalışıyoruz. Elbette eksiğimiz, hatamız vardır. Ancak yönümüzü onun yoluna çevirmekten, sahabe-i kiramın örnekliğinden güç almaktan vazgeçmemeliyiz…

Resulullah’ın, “Kişi sevdiğiyle beraberdir” müjdesi hepimize umut verir. Biz Allah’ı ve Resulünü seviyoruz; onun yolunu, ahlakını ve sünnetini seviyoruz. Bu sevginin bizi daha güzel bir insan olmaya yöneltmesini, ahirette de sevdiklerimizle beraber olmaya vesile olmasını diliyoruz…

Biz onu görmedik ama sevdik. Sahabe-i kiram gibi olamayabiliriz; fakat onların izinden gitmeye, Resulullah’ın yoluna bağlı kalmaya ve bu sevgiyi hayatımızda göstermeye çalışabiliriz. Rabbimizden niyazımız, bu sevgiyi kalbimizde daim kılması ve bizi mahşer günü sevdiklerimizle beraber eylemesidir…

Sahabenin birbirine omuz verişini, sokakta kimseyi incitmeden konuşmakta, komşunun derdine kulak vermekte, adaleti gözetmekte hatırlayalım… 

Böylece sevgi, niyetimizde olduğu kadar gündelik işimizde de görünür olur…

Mehmet Akpınar
7 Kasım 2026