YOL ARKADAŞLIĞI

Yola çıkmak önemlidir. Fakat insan uzun bir yola çıktığında bir hakikati daha iyi anlıyor: Yol kadar, yol arkadaşı da önemlidir.

İnsanı yormayan, yükünü ağırlaştırmayan; aksine yükünden alan, işini kolaylaştıran, düştüğünde kaldıran, yorulduğunda omuz veren dostlar büyük nimettir.

Hele bir de hiçbir karşılık beklemeden…

Sahada belki adı görünmeyen, fotoğraf karesine girmeyen, alkış beklemeyen; fakat gönlüyle yanında duran, gece gündüz fedakârlık yapan, aynı derde inanan insanların varlığı çok kıymetlidir.

Çünkü büyük yollar yalnız yürünmez.

Büyük yollar kalabalıklarla değil, aynı derde omuz veren birkaç sadık yürekle yürünür.

“Ben” Değil, “Biz”

Kur’an-ı Kerim’in kapısı Fâtiha Suresi’yle açılır. Her namazda tekrar tekrar şöyle söyleriz:

“İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn.”

“Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.”

Dikkat edilirse “kulluk ederim” demiyoruz; “kulluk ederiz.”

“Yardım dilerim” demiyoruz; “yardım dileriz.”

İnsan Rabbi’nin huzurunda tek başına durmuş olsa bile dilinde “ben” değil, “biz” vardır.

Belki de üzerinde yeterince düşünmediğimiz büyük derslerden biri budur.

Din yalnız birtakım ibadetleri yerine getirmekten ibaret değildir. Namazın içinde bile hayata dair bir nizam, beraber yaşamanın ve beraber yürümenin ahlakı vardır.

Cemaatle kılınan namazın ferdî namazdan yirmi yedi derece üstün olduğunun bildirilmesi de birlik ruhunun ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.

Yolun da Bir Disiplini Vardır

Peygamber Efendimiz, üç kişi yolculuğa çıktığında içlerinden birini emir tayin etmelerini tavsiye eder.

Üç kişilik bir yolculukta bile başıboşluk yoktur.

İstişare vardır.

Sorumluluk vardır.

Düzen vardır.

Demek ki iyi niyet tek başına yetmiyor. Aynı hedefe yürüyen insanların birbirlerine güvenmeleri, vazife paylaşmaları ve belli bir disiplin içerisinde hareket etmeleri gerekiyor.

Çünkü beraberlik sadece yan yana durmak değildir.

Beraberlik, aynı yükün altına omuz vermektir.

Peygamber Efendimizin ümmetin birlikten kopmaması hususundaki kuvvetli ikazlarını da bu açıdan anlamak gerekir. “Cemaatte rahmet” sözüyle ifade edilen ruh budur: Birlik insanı kuvvetlendirir; parçalanmak ise gücü tüketir.

Bir Dost Bile Kıymetlidir

İnsan bazen büyük kalabalıkların peşinden koşuyor.

Oysa derdini anlatabileceğin bir insanın varsa zenginsin.

Tasayı paylaşabileceğin iki dostun varsa daha da zenginsin.

Çünkü mesele etrafında kaç kişinin bulunduğu değildir. Mesele, zor gün geldiğinde kaç kişinin yerinde kaldığıdır.

Yoldaş; işler iyi giderken yanında fotoğraf veren kişi değildir.

Yoldaş, yük ağırlaştığında omuz verendir.

Senden bir makam, menfaat veya karşılık beklemeden çalışan; sen görmediğin zaman da aynı samimiyetle vazifesine devam edendir.

Yanlış yaptığında seni uyaran, düştüğünde kaldıran, yorulduğunda “devam et” diyendir.

Bazen böyle iki insan, menfaat için etrafında duran iki yüz kişiden daha kıymetlidir.

Demir Parmaklıkların Ardından Gelen Ümit

Zindanlardan yükselen bazı sözler vardır ki yıllar geçse de insanın yüreğine dokunur.

Seyyid Kutub’a nispet edilen meşhur mısralarda şöyle seslenilir:

“Kardeşim, sen hürsün bu zincirlerin ardında.
Kardeşim, sen hürsün bu demir parmaklıkların ardında.”

Asıl hürriyetin insanın bedeninde değil, imanında ve yüreğinde olduğunu anlatan bir sesleniştir bu.

Düşünün:

Bir insan kendi canının derdine düşmesi gereken bir zamanda bile arkasında kalanlara ümit vermeye çalışıyor.

“Bitti” demiyor.

“Kaybettik” demiyor.

Kendisinden sonrakilere yürümeyi, dirençli olmayı, Allah’a dayanmayı hatırlatıyor.

İşte gerçek yol arkadaşlığı biraz da budur:

Kendin düşerken bile yanındakini ayağa kaldırabilmek.

Yeter ki Yola Çıkalım

Her büyük hareket önce bir insanla başlar.

Sonra ikinci bir yürek ona katılır.

Sonra üçüncüsü…

Bir tohum toprağa düşer ve vakti geldiğinde filiz verir.

Bizim vazifemiz her zaman neticeyi görmek değildir. Bizim vazifemiz tohumu toprağa bırakmak, mızrağı hedefe doğru atmak ve doğru bildiğimiz istikamette yürümektir.

Başarı gelir veya gelmez.

Zafer bize nasip olur veya bizden sonraki nesle kalır.

Fakat insanın yapmaması gereken bir şey vardır:

Yerinde durmak.

Önce adım atacağız.

Sonra aynı istikamete inanan gönüller birbirini bulacak.

Bir kişi iki olacak, iki kişi üç olacak.

Ve o birkaç sadık insan birbirinin yükünü hafiflete hafiflete yolu büyütecek.

Çünkü uzun yolları insanın ayakları kadar yol arkadaşları da tamamlar.

Ve bazen dünyayı değiştiren şey büyük kalabalıklar değil, birbirine inanmış birkaç güzel insanın:

“Haydi, beraber yürüyelim.”

demesidir.

Mehmet Akpınar
23 Ağustos 2026