RAF DEĞİL, HAYAT…
Bazen bir kitabı yanlış yerde ararız…
Yanlış zamanda…
Yanlış maksatla…
Oysa mesele kitabın nerede durduğu değil…
Hayatımızda nerede durduğudur…
Mehmet Akif Ersoy yıllar önce bir gerçeği yüzümüze vurmuştu:
“İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin,
Ne mezarlıkta okunmak ne de fala bakmak için…”
Bu söz bir eleştiri değil…
Bir uyarıdır…
Çünkü Kur’an, hatırlanmak için değil…
Yaşanmak için indirilmiştir…
Kuranı Kerim, bize hayatın merkezine neyi koymamız gerektiğini söyler:
Sabır…
Şükür…
Teslimiyet…
Ve istikamet…
Ama biz çoğu zaman…
Okuruz…
Geçeriz…
Unuturuz…
Tarih bunun şahididir…
Endülüs İslam Devleti’nin yıkılışı, sadece bir devletin çöküşü değildir…
Bir ihmalkârlığın sonucudur…
Sekiz asır boyunca ilimde, şehircilikte, medeniyette zirveye çıkan bir toplum…
Ne zaman yönünü kaybetti…
Ne zaman ölçüyü kaçırdı…
O zaman dağıldı…
Çünkü yükselişin de çöküşün de temelinde aynı şey vardır:
İstikamet…
Bugün de sorun farklı değil…
İnsan her şeye yatırım yapıyor…
Ama kalbine yatırım yapmıyor…
Çocuklarını yetiştiriyor…
Ama kendini ihmal ediyor…
Dünyayı büyütüyor…
Ahireti küçültüyor…
Oysa Muhammed (a.s) çok net söylüyor:
“Allah sizin suretlerinize değil, kalplerinize ve amellerinize bakar…”
Yani mesele…
Nasıl göründüğün değil…
Nasıl yaşadığındır…
Toplumun en büyük problemi de burada başlıyor…
İyi görünmek kolay…
İyi olmak zor…
Konuşmak kolay…
Yaşamak zor…
Kur’an bir teori kitabı değildir…
Bir hayat planıdır…
Aileyi düzenler…
Ticareti düzenler…
İnsanı düzenler…
Ama biz onu hayatın dışına ittiğimizde…
Hayatımız da dağılmaya başlar…
Şunu unutmayalım:
Hayat boşluk kabul etmez…
Sen hakikati çekersen…
Yerini başka şeyler doldurur…
Ve o boşluk…
Bir süre sonra insanı da, toplumu da tüketir…
Peki çözüm ne?
Çözüm uzak değil…
Büyük nutuklarda değil…
Küçük ama samimi adımlarda…
Bir insan dürüst olursa…
Bir ev güvenli olur…
Bir ev güvenli olursa…
Bir mahalle huzur bulur…
Kur’an’ı yeniden okumaktan önce…
Onu yeniden hayata indirmek gerekiyor…
Namazda okunan ayet…
Ticarette de yaşanmalı…
Dilde söylenen hakikat…
Kalpte de karşılık bulmalı…
Çünkü Allah, söz ile değil…
Hayat ile ölçer…
Son söz şu olsun:
Kur’an’ı raflardan indirip kalbe koymadıkça…
Kalpten hayata taşımadıkça…
Ne birey düzelir…
Ne toplum…
Ama bir gün…
Gerçekten yaşayanlar çoğaldığında…
İşte o gün…
Kaybedilen istikamet yeniden bulunur…
Ve yeniden yükseliş başlar…
Mehmet Akpınar
18.04.2026