YÜRÜYEN İÇİN ŞEYTAN ZAYIFTIR…

Kur’an-ı Kerim’de, Nisa Suresi 76. Ayet çok büyük bir hakikati ortaya koyar:

İman edenler Allah yolunda mücadele eder…
İnkâr edenler ise tağut yolunda savaşırlar…

Ardından bir emir gelir:
“Şeytanın dostlarıyla mücadele edin…”

Ve ayet şu cümleyle tamamlanır:
“Şüphesiz şeytanın tuzağı zayıftır…”

İşte bu ayetin başı ile sonu arasındaki bağ, çoğu zaman gözden kaçırılır…

Oysa bu iki cümle birbirinden kopuk değildir…
Tam aksine, biri diğerinin açıklamasıdır…

Şeytanın tuzağı neden zayıftır?

Çünkü mümin mücadele etmektedir…
Çünkü istikamet üzeredir…
Çünkü geri adım atmamaktadır…

Yani şeytanın zayıflığı, tek başına bir gerçek değil…
Müminin kararlılığıyla ortaya çıkan bir sonuçtur…

Eğer bu yürüyüş devam ederse…
Eğer bu istikamet korunursa…

En büyük iftira bile dağılır…
En ağır baskı bile çözülür…
En karmaşık tuzak bile boşa düşer…

Ama…

Eğer insan durursa…
Eğer hedefini kaybederse…
Eğer istikametini yitirirse…

O zaman zayıf olan tuzak, güçlüymüş gibi görünmeye başlar…

Aslında değişen şeytan değildir…
Değişen, insanın duruşudur…

Hayatın en temel hakikatlerinden biri de budur:

Yola çıkmayanın düşmanı olmaz…

Ama yola çıkanın engeli çok olur…

İftiralar başlar…
Kınamalar başlar…
Dedikodular başlar…

Bu bir istisna değil, kuraldır…

Nitekim Maide Suresi 54. Ayet bunu açıkça ifade eder:
Allah’ın sevdiği kullar, kınayanın kınamasından korkmazlar…

Demek ki kınanmak, bu yolun bir parçasıdır…

Peygamberlerin hayatına baktığımızda da aynı tabloyu görürüz…

En doğru yolda olanlar,
en ağır iftiralara maruz kalmışlardır…

Ama onlar durmamışlardır…

Çünkü biliyorlardı ki:

Durdukları an, zayıf olan tuzak güç kazanacaktır…

Yürüdükleri sürece ise bütün planlar boşa düşecektir…

Kur’an bu yüzden sadece imanı değil, hareketi ister…

Sadece hareketi değil, sabrı ister…

Asr Suresi bunu çok net ortaya koyar:

İman edenler…
Salih amel işleyenler…
Hakkı ve sabrı tavsiye edenler…

Yani yürüyenler…
Direnenler…
Vazgeçmeyenler…

Kurtuluşa erer…

Şunu çok iyi anlamak gerekir:

Şeytan ve dostları görevini yapar…
Engel çıkarır…
Vesvese verir…
Korkutur…

Ama onların gücü sınırlıdır…

Asıl belirleyici olan şudur:

Sen yürümeye devam ediyor musun…

Eğer ediyorsan…

Onlar küçülür…
Onlar zayıflar…
Onlar etkisizleşir…

Ama sen durursan…

En küçük vesvese bile büyür…
En basit engel bile aşılmaz hale gelir…

Onun için mesele dışarıdaki düşman değildir…

Mesele içerideki kararlılıktır…

Mesele, istikameti koruyabilmektir…

Mesele, her şeye rağmen yürümeye devam edebilmektir…

Unutmamak gerekir ki:

Saldırılar artıyorsa…
İftiralar çoğalıyorsa…
Kınamalar yükseliyorsa…

Bu çoğu zaman yanlış yolda olduğunun değil,
doğru yolda ilerlediğinin işaretidir…

Yeter ki durma…
Yeter ki gevşeme…
Yeter ki yönünü kaybetme…

Çünkü hakikat değişmez:

Yürüyen için şeytan zayıftır…
Duran için ise en zayıf tuzak bile büyür…

Ve son söz:

Şeytanın hilesi zayıftır…
Ama sadece yürüyenler için…

14 Nisan 2026
Mehmet AKPINAR