BİR KİTAP, BİR NESİL, BİR MEDENİYET

Osmancık’tan Osman Gazi’ye: Kahramanmaraş’ta Yeni Bir Gençlik Yetiştirmek

Bir kitap bazen bir insanın hayatını değiştirir.

Bir cümle, bir gencin zihninde yeni ufuklar açar. Bir fikir, yıllar sonra büyük bir hizmetin başlangıcı olur.

Ve bazen bir kitapla başlayan yolculuk, bir neslin yeniden dirilişine vesile olur.

Bizim kitap yarışmalarını düzenlemekteki gayemiz tam da budur.

Biz yalnızca gençlerimize kitap okutmak istemiyoruz. Biz o kitaplarla düşünen, sorgulayan, ahlaklı, karakterli, hedefleri olan ve insanlığa faydalı bir nesil yetiştirmek istiyoruz.

Çünkü biliyoruz ki bir milletin geleceği yalnızca inşa ettiği binalarla, yaptığı yollarla, kurduğu fabrikalarla şekillenmez.

Bir milletin asıl geleceği, yetiştirdiği insanın karakterinde saklıdır.

Çöle İnen Nur’dan Osmancık’a

Üç yıl önce bir yolculuğa çıktık.

İlk yılımızda Peygamber Efendimizin örnek hayatını anlatan Çöle İnen Nur kitabını gençlerimizle buluşturduk.

İstedik ki gençlerimiz, insanlığın en büyük örneğini tanısın. Onun merhametini, adaletini, sabrını, ahlakını ve insan yetiştirme mücadelesini öğrensin.

İkinci yılımızda İman ve Aksiyon kitabıyla devam ettik.

Çünkü iman yalnızca kalpte taşınan bir duygu değildir. İman, insanı harekete geçirmeli; iyiliğe, çalışmaya, üretmeye ve sorumluluk almaya yöneltmelidir.

Şimdi üçüncü yılımızdayız.

Bu defa Tarık Buğra’nın ölümsüz eserlerinden Osmancık ile gençlerimizin karşısına çıkıyoruz.

Bu üç kitabın seçimi tesadüf değildir.

Birincisinde örnek bir hayatı tanımak, ikincisinde inancı aksiyona dönüştürmek, üçüncüsünde ise karakterden medeniyete uzanan büyük bir yürüyüşü kavramak istiyoruz.

Çünkü büyük medeniyetler, büyük karakterlerin omuzlarında yükselir.

Osmancık nasıl Osman Gazi oldu?

Tarık Buğra’nın Osmancık romanı yalnızca Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu anlatan tarihî bir eser değildir.

Aynı zamanda bir insanın kendi nefsini aşmasının, olgunlaşmasının, sorumluluk kazanmasının ve büyük bir ideale yönelmesinin hikâyesidir.

Romanın başındaki Osmancık ile sonundaki Osman Gazi aynı insan değildir.

Başlangıçta gençliğinin heyecanını, gücünü ve cesaretini taşıyan Osmancık; zamanla sabrı, adaleti, iradeyi ve sorumluluğu öğrenir.

Onu büyüten yalnızca kazandığı mücadeleler değildir.

Onu büyüten, kendi nefsine karşı kazandığı zaferdir.

İşte burada Şeyh Edebali’nin rehberliği karşımıza çıkar.

Edebali, Osmancık’a yalnızca bir hedef göstermez. O hedefe ulaşabilecek karakteri kazanması gerektiğini de öğretir.

Romanda Edebali’nin Osmancık’a söylediği şu söz ne kadar anlamlıdır:

“Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz oğul.”

Ne büyük bir ders!

Demek ki dünyayı değiştirmeye talip olan insan, önce kendi iç dünyasını değiştirmelidir.

Nefsini terbiye edemeyen, öfkesine hâkim olamayan, adaleti kendi hayatında yaşatamayan insanın büyük hedeflere ulaşması ne kadar mümkün olabilir?

Şeyh Edebali’ye atfedilen nasihatlerde de aynı hakikat vardır:

“Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın.”

Ve yine:

“Haklı olduğunda mücadeleden korkma.”

İşte bizim gençlerimizin öğrenmesini istediğimiz ruh budur.

Sabırlı olacaklar.

Çalışacaklar.

Düşünecekler.

İlimle, irfanla yetişecekler.

Haksızlık karşısında susmayacak, fakat adaletten de ayrılmayacaklar.

Çünkü biz yalnızca başarılı gençler değil, başarısını ahlakıyla güzelleştiren insanlar yetiştirmek istiyoruz.

4.040 kitap, 11 ilçe, büyük bir hedef

Bu yıl Kahramanmaraş’ımızın 11 ilçesindeki lise öğrencilerimize ulaştırılmak üzere 4.040 adet Osmancık kitabını gençlerimizle buluşturduk.

Bu çalışma artık yalnızca bir ilçenin değil, Kahramanmaraş’ın tamamını kuşatan bir gençlik projesidir.

Kahramanmaraş İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzle protokolümüzü imzaladık. Şehrimizin 11 ilçesindeki liselerimiz bu büyük heyecanın içerisinde yer alacak.

Mayıs ayında gerçekleştireceğimiz il finali için hazırlıklarımız başladı.

Yarışmamızı üç ayrı kategoride düzenliyoruz.

Birinci kategoride gençlerimiz kitabı okuyacak ve bilgi yarışmasına katılacaklar.

İkinci kategoride kitaptan aldıkları ilhamı resimle anlatacaklar.

Üçüncü kategoride ise Osmancık’ın ruhunu tiyatro sahnesine taşıyacaklar.

Yarışmalarımız önce okullarımızda başlayacak. Ardından 11 ilçemizde dereceye giren gençlerimiz belirlenecek ve Kahramanmaraş genelinde yapılacak büyük finalde buluşacaklar.

Böylece Andırın’dan Afşin’e, Elbistan’dan Göksun’a, Pazarcık’tan Çağlayancerit’e kadar Kahramanmaraş’ın dört bir yanındaki gençlerimiz aynı kitabın etrafında buluşacak, aynı eser üzerinde düşünecek ve aynı heyecanı paylaşacak.

Ancak bizim için asıl mesele yarışmayı kimin kazanacağı değildir.

Asıl mesele, yarışma bittiğinde gençlerimizin zihninde ve gönlünde nelerin kalacağıdır.

Dört bin kitap, kırk bin gönül

Dört bin kırk kitap dağıttık.

Peki dört bin kitap yalnızca dört bin kişiye mi ulaşacak?

Ben öyle düşünmüyorum.

Bir genç okuduğunu ailesine anlatır.

Arkadaşına anlatır.

Bir öğretmen sınıfında değerlendirir.

Bir öğrenci sahnede canlandırır.

Bir başkası resmini yapar.

Bir fikir başka bir fikri doğurur.

Bir kitap on kişiye ulaşsa kırk bin insan eder.

Yüz kişiye ulaşsa dört yüz bin insan…

Elbette bunlar kesin rakamlar değil; ulaşmayı hayal ettiğimiz ufkun büyüklüğüdür.

Biz 4.040 kitapla başlayıp 40 bin gönle, oradan yüz binlerce insana ulaşabilecek bir iyilik hareketinin tohumlarını ekiyoruz.

Çünkü iyilik de bilgi de güzel ahlak da paylaşıldıkça çoğalır.

Bir kar tanesiyle başlayan hareket, zamanla büyük bir kar topuna dönüşebilir.

Yeni Osman Gaziler yetiştirmek

Burada bir hususun özellikle altını çizmek istiyorum.

Biz gençlerimizin yalnızca tarihî şahsiyetleri tanımasını istemiyoruz.

O şahsiyetlerin taşıdığı ahlakı, cesareti, adaleti ve sorumluluk duygusunu da kazanmalarını istiyoruz.

Bugünün Osman Gazi’si mutlaka bir devlet kurucusu olmak zorunda değildir.

Bir öğretmen olabilir.

Bir doktor olabilir.

Bir mühendis, bilim insanı, sanatçı, çiftçi veya yönetici olabilir.

Ama hangi işi yaparsa yapsın, bulunduğu yerde adaleti, dürüstlüğü, merhameti ve çalışkanlığı temsil etmelidir.

Bizim yetiştirmek istediğimiz yeni Osman Gaziler; makam peşinde koşan değil, sorumluluk üstlenen; gücü kendisi için değil, insanlığa hizmet için kullanan gençlerdir.

Bir genç kendi nefsini terbiye edebiliyorsa…

Bir genç doğruluktan ayrılmıyorsa…

Bir genç haksızlığa karşı durabiliyorsa…

Bir genç milletinin geleceği için çalışıyorsa…

İşte o genç, Osmancık’tan Osman Gazi’ye uzanan yolculuğun ruhunu anlamaya başlamış demektir.

Bir medeniyet önce gönüllerde kurulur

Tarihe baktığımızda büyük medeniyetlerin yalnızca maddi güçle kurulmadığını görürüz.

İlim vardır.

İrfan vardır.

Adalet vardır.

Merhamet vardır.

Hepsinden önemlisi, insanı yetiştiren bir ahlak anlayışı vardır.

Osman Gazi’nin yanında Şeyh Edebali’nin bulunması bize çok şey anlatır.

Çünkü kılıçla toprak kazanılabilir; fakat adalet ve güzel ahlak olmadan gönüller kazanılamaz.

Biz de gençlerimizin gönüllerine güzel tohumlar ekmek istiyoruz.

Belki bugün kitabı eline alan bir öğrencimiz, yarın binlerce insanın hayatına dokunacak.

Belki bir başka öğrencimiz, ülkemizin yetiştirdiği büyük bilim insanlarından biri olacak.

Belki bir başkası, adaletiyle örnek gösterilen bir yönetici olacak.

Bilemiyoruz.

Ama bildiğimiz bir şey var:

Bugün bir gencin gönlüne ektiğimiz güzel bir fikir, yarın hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir iyiliğe dönüşebilir.

Bizim görevimiz tohumu ekmek, onu sevgiyle ve emekle büyütmektir.

Neticeyi ise Allah’a bırakmaktır.

Asıl ödül yetişen insan olacak

Mayıs ayında yarışmalarımız tamamlanacak.

Kahramanmaraş’ın 11 ilçesinden gelen gençlerimiz büyük finalde buluşacak.

Dereceye giren öğrencilerimize ödüllerini vereceğiz.

Sevinçler yaşanacak, hatıra fotoğrafları çekilecek.

Fakat benim asıl arzum başka.

İstiyorum ki yarışma bittikten yıllar sonra bir gencimiz çıkıp şöyle desin:

“Ben lise yıllarımda Osmancık’ı okudum. O kitap bana hedef sahibi olmayı, sabretmeyi, nefsimle mücadele etmeyi ve büyük düşünmeyi öğretti. Hayatımın yönünü değiştirdi.”

İşte o gün bizim için en büyük ödül verilmiş olacaktır.

Çünkü bir insanın hayatına dokunmak, bir insanın istikamet kazanmasına vesile olmak bazen yüzlerce eserden daha kalıcı bir hizmettir.

Bizim derdimiz yalnızca bugünü kurtarmak değildir.

Biz yarınları düşünüyoruz.

On yıl sonrasını, yirmi yıl sonrasını, bizden sonraki nesilleri düşünüyoruz.

Kahramanmaraş’ımızın 11 ilçesinden, her mahallesinden ilimle, irfanla, ahlakla ve adalet duygusuyla yetişmiş gençler çıksın istiyoruz.

Çünkü inanıyoruz ki:

Bir şehir yollarıyla büyür, binalarıyla gelişir; fakat yetiştirdiği insanlarla geleceğe yürür.

Ve bir milletin gerçek zenginliği, sahip olduğu maddi imkânlardan önce yetiştirdiği karakterli insanlardır.

Bugün 4.040 kitabı gençlerimizin ellerine teslim ettik.

İnşallah yarın onların ellerinde çok daha büyük hizmetlerin yükseldiğini göreceğiz.

Çünkü bizim hedefimiz yalnızca 4.040 gence Osmancık’ı okutmak değil; Kahramanmaraş’ın 11 ilçesinde binlerce gencin yüreğinde bir Osman Gazi ufku, bir Şeyh Edebali hikmeti ve insanlığa hizmet aşkı yeşertmektir.

Unutmayalım:

Bir kitap bir insanı, bir insan bir toplumu, bir toplum da bir medeniyetin geleceğini değiştirebilir.

Mehmet Akpınar
14 Ekim 2026