MENFAAT DİNİ
Bazı insanlar vardır…
Yanınızdayken öyle cümleler kurarlar ki, sanırsınız dünyanın en vefalı insanıdır. “Canım sana feda olsun” der, “senin için ölürüz” der, “senin yanında dağ gibi dururuz” der…
Ama menfaat kapısı kapanınca, makam ihtimali kaybolunca, istediği olmayınca; bir bakarsınız aynı kişi sizin aleyhinizde konuşuyor…
Dün methiyeler düzen dil, bugün zehir saçıyor…
Dün “abi” dediğine bugün iftira ediyor…
İşte insanı yoran da budur…
Düşmanlık değil…
Karakter eksikliği…
Çünkü açık düşman dürüsttür en azından…
Ne düşündüğünü bilirsiniz.
Fakat yağcı insanın kalbiyle dili birbirini tutmaz…
Yüzünüze başka konuşur, arkanızdan başka…
Eskilerin dediği gibi:
“Yağcının yağı bitince muhabbeti de biter…”
Aslında mesele sadece “cahil cesareti” değildir.
Bazen mesele, nefse teslim olmuş bir ruhun hastalığıdır.
İnsan; korkusundan satabilir…
Menfaatinden dolayı eğilebilir…
Makam için yalan söyleyebilir…
Cimriliğinden dolayı hakkı gizleyebilir…
Kıskançlığından dolayı dostunun kuyusunu kazabilir…
Çünkü kalpte ne varsa, bir gün mutlaka dışarı taşar.
İçinde ihanet taşıyanın dili bir gün onu ele verir…
İçinde kibir taşıyanın bakışı değişir…
İçinde menfaat taşıyanın sadakati şartlı olur…
Peygamber Efendimizin şu ikazı ne kadar derindir:
“Kendisinde nifak bulunmadığından emin olan kimse, asıl korkulması gereken kişidir.”
Çünkü insan acizdir…
Nefsi vardır…
Şeytanı vardır…
Zaafları vardır…
Bu yüzden akıllı insan önce başkasından değil, kendisinden korkar.
“Ben düşmem” demez.
“Allah’ım beni kaydırma” diye dua eder…
Hayatın en büyük yanılgılarından biri de şudur:
Sürekli övgü duyan insan, herkesi samimi zannetmeye başlar.
Halbuki hakiki dost; alkışlayan değil, doğruyu söyleyendir.
Her söze “evet” diyen değil, gerektiğinde yanlışınıza da itiraz edendir.
Çünkü şahsiyet sahibi insanın omurgası vardır…
Bugün birçok insan sadakati, kişiye körü körüne bağlılık zannediyor.
Hayır…
Gerçek sadakat; hakka sadakattir.
Doğruya sadakattir.
Emanete sadakattir.
Bir insan bugün sizin yanınızda olup yarın menfaati için sizi satıyorsa, aslında size değil; kendi nefsine sadıktır.
Onun dini menfaattir…
Kıblesi çıkarıdır…
Vicdanı ise rüzgâra bağlıdır…
Bazen bana da böyle cümleler kuruluyor:
“Canım sana feda…”
Ben de şu cevabı veriyorum:
“Canını bana niye veresin?
Doğru adam ol yeter…”
Çünkü bu memleketin ölümü göze alan adamlardan önce;
Yalan söylemeyen adamlara ihtiyacı var…
Dürüst insanlara…
Adil insanlara…
İki yüzlü olmayan insanlara…
Menfaat karşısında eğilmeyen insanlara…
Çünkü insanı ayakta tutan şey, söylediği büyük sözler değil;
Karakteridir…
Ve unutulmamalıdır ki;
Bir insanın gerçek yüzü, en çok menfaati tehlikeye girdiğinde ortaya çıkar…
Mehmet Akpınar
11 Mayıs 2026