İNSAN: MELEKTEN ÜSTÜN, ŞEYTANDAN AŞAĞI

İnsanoğlu yaratılmışların en ilginç varlığıdır. Çünkü insanın önünde iki yol vardır: Biri onu meleklerden üstün bir makama çıkarır, diğeri ise şeytandan daha aşağı bir seviyeye düşürür.

Melekler iyilikten başka bir şey yapmazlar. Şeytan ise kötülüğün temsilcisidir. İnsan ise seçim hakkına sahiptir. İşte insanı değerli kılan da budur. İyiliği seçtiğinde melekleri geride bırakabilir; kötülüğü seçtiğinde ise şeytanı bile geride bırakacak kadar alçalabilir.

Kur’an-ı Kerim bu gerçeği Tin Suresi’nde çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyar:

“Andolsun ki biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.”

Allah Teâlâ insana akıl vermiş, irade vermiş, vicdan vermiş, doğruyu yanlıştan ayıracak ölçüler vermiştir. İnsan bu nimetleri yerli yerinde kullandığında yaratılmışların en şereflisi olur. Fakat nefsine teslim olup dünyanın geçici süslerine kapıldığında, yaratılış gayesinden uzaklaşır ve aşağıların aşağısına düşebilir.

Araf Suresi’nin 179. ayeti bu gerçeği daha da sarsıcı bir şekilde ifade eder:

“Onların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır işitmezler. Onlar hayvanlar gibidirler; hatta daha da aşağıdırlar.”

Burada hayvanları küçümseyen bir ifade yoktur. Tam tersine insana verilen nimetin büyüklüğü anlatılmaktadır. Hayvana akıl verilmemiştir. O yaratıldığı fıtrat üzere yaşar. Fakat insana akıl verilmiş, peygamberler gönderilmiş, kitaplar indirilmiş, doğru yol gösterilmiştir. Buna rağmen hakikati görmemekte ısrar edenler, sahip oldukları en büyük nimeti boşa harcamış olurlar.

Bugün dünyaya baktığımızda da aynı manzarayı görüyoruz.

Bir tarafta doğrulukla yaşayan insanlar vardır. Kimseye zarar vermemeye çalışan, adaleti gözeten, emanete riayet eden, diliyle, eliyle ve davranışlarıyla güven veren insanlar…

Onların aile hayatlarında huzur vardır. İş hayatlarında güven vardır. Dostluklarında samimiyet vardır. Çünkü insanın iç dünyası güzelleştikçe dış dünyası da güzelleşir. Düşünceleri güzeldir, hayalleri güzeldir, hedefleri güzeldir. Hayata bıraktıkları iz de güzel olur.

Diğer tarafta ise yalanı, iftirayı, haksızlığı ve menfaati hayatının merkezine koyanlar vardır. Onlar için makam, para ve çıkar her şeyden önce gelir. Dünyayı kalıcı zanneder, ahireti unutur, yarını düşünmeden yaşarlar. İşte insanı aşağıların aşağısına götüren yol budur.

Ne yazık ki toplumlarda iyiler çoğu zaman sessiz kalırken, kötülük peşinde koşanlar daha cesur davranabilmektedir. Adaletin yeterince hâkim olamamasının, güvenin zayıflamasının ve merhametin geri çekilmesinin sebeplerinden biri de budur.

Oysa inanan insan korkak olamaz.

Hakkı savunmak cesaret ister.

Adaleti ayakta tutmak cesaret ister.

Mazlumun yanında durmak cesaret ister.

Kötülüğün karşısına dikilmek cesaret ister.

İyiler çoğaldığında değil, iyiler cesaret kazandığında toplum değişir.

Bugün insanlığın ihtiyacı yeni teknolojilerden önce yeni bir vicdandır. Yeni binalardan önce sağlam karakterlerdir. Yeni sloganlardan önce dürüst insanlardır.

Kötüler cesaretini iyilerin sessizliğinden alır. Onun için inananlar sadece iyi değil, aynı zamanda cesur da olmak zorundadır.

Çünkü insan ya meleklerden üstün olacaktır ya da şeytandan aşağı düşecektir.

Tercih bizimdir…

Mehmet Akpınar
20 Haziran 2026